İnternette site açmaya karar verdiğinde herkes gibi biz de en başta gider en ucuz hostingi bulurduk. Çünkü insan düşünüyor, “Zaten başta kimse girmeyecek, ziyaretçi yok, neden pahalı olsun ki?” diye. Aslında haklı gibi görünüyorsun ama iş öyle yürümüyor. bsoylu.com’u kurarken bunu çok net anladık.
Biz de başladık aramaya… Hosting firmaları, fiyatlar, kampanyalar. Karşımıza çıkan en ucuz paketi aldık. Ayda bir kahve parasına bir web sitesi açıyorsun, kulağa hoş geliyor. Alan adını bağladık, WordPress kurduk, tema yükledik derken işler yolunda gibi görünüyordu. Fakat birkaç hafta sonra gerçeklerle yüzleştik.
İlk problem hız oldu. Siteye giriyorsun, açılmıyor, bekliyorsun… Bekliyorsun… Hala bekliyorsun… 5-6 saniyede açılan bir siteye bugün kim tahammül eder ki? Hele ki Google hiç etmiyor. Google PageSpeed puanına baktık, 40-50 arası geziyor. Halbuki ben tema seçerken, eklenti kurarken hız konusuna dikkat ettiğimi sanıyordum. Meğer mesele bizde değil, sunucudaymış. Ucuz hosting firmaları ne yapıyor biliyor musun? Bir sunucunun üstüne yüzlerce, hatta binlerce kişi koyuyor. Yani hız diye bir şey kalmıyor, siteyi açmaya çalışırken senin hakkın çoktan bitmiş oluyor. Bunu biz yaşayarak öğrendik.

Hadi hız sorunu bir şekilde görmezden gelir, idare edersin. Peki ya güvenlik? Bir sabah siteye gireceğim, panel açılmıyor. Şifre, kullanıcı adı her şey doğru ama giriş yapamıyorum. Site hacklenmiş. Hemen hosting’e yazdık. Beklediğimiz cevap “şu kadar sürede çözüyoruz” falan olurdu ama aldığımız cevap çok netti:
“Sitenizin güvenliğinden siz sorumlusunuz.”
Yani kardeşim sana hosting veriyoruz, ama başına ne gelirse gelsin seni ilgilendirir. Yedekleme? O da yok. Geri yükleme? İmkansız. Kısacası sıfır destek, sıfır ilgi.
İşin bir de destek kısmı var. Hani bazı firmalar 7/24 destek yazar ya, sakın inanma. Ticket açıyorsun, cevap ya 24 saat sonra geliyor ya da hiç gelmiyor. Gelen cevap da genelde şöyle:
“Google’da araştırabilirsiniz.”
Yani adam sana diyor ki “ben senin sorununla uğraşamam, git çöz.” Bu cevap bize geldiğinde anladık ki o hosting firmasıyla yol yürünmez.
Sonunda dedik ki tamam, yeter, paramızla rezil olmayalım. Biraz daha para verip adam gibi firmaya geçtik. Geçtikten sonra farkı ilk günden anladık zaten. Site açılış hızı 1-2 saniyeye indi, günlük otomatik yedekleme başladı, SSL sorunları, DNS ayarları hepsi düzgün çalıştı. En önemlisi de bir problem olduğunda birilerini bulabiliyorsun. Canlı destek gerçekten canlı. Yazıyorsun, cevap alıyorsun. Hatta bazen sana çözümü onlar öneriyor.
Şunu çok net söyleyebilirim: Hosting bir sitede en önemli şeylerden biri. Eğer sen dijitalde iş yapacağım diyorsan, “en ucuzu” diye bakma. Çünkü hosting sadece barınma yeri değil. Orası senin dijital ofisin, temelindir. Temelin sağlam olmazsa üstüne ne yaparsan yap bir gün çatırdar.
Şimdi olsa en baştan yine pahalı demem, kaliteli firmayla başlarım. İnan bana daha az zararla çıkarsın işin içinden. Çünkü ucuz hosting seni hızla yoruyor, sinirini bozuyor, ziyaretçi kaybettiriyor. Üstüne bir de hacklenme riski var. Hem Google gözünde hızdan, performanstan dolayı kötü not alırsın, hem sen uğraşır durursun. Günün sonunda vereceğin 3-5 kuruş seni kurtarmaz, aksine sana zaman kaybettirir.
Ben bu yazıyı sana bir uyarı olsun diye yazıyorum. Başkaları aynı hataya düşmesin. Hosting seçerken fiyat değil, kalite bak. İyi bir firma sana hız, güvenlik ve destek sağlar. Ucuz firmalar sana sadece yer kiralar, gerisini umursamaz.
Unutma kanki, ucuz hosting sana daha pahalıya patlar.
Debug ettikçe güzelleşen bir dünya için..




